Webinar: İmam Humeynî'nin Edebî ve İrfanî Yönlerinin İncelenmesi

  • 09 Haziran 2021
    Webinar: İmam Humeynî'nin Edebî ve İrfanî Yönlerinin İncelenmesi

    Uluslararası el-Mustafa Üniversitesi Türkiye Temsilciliği ve İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu Kültür Ataşeliği’nin katkılarıyla bu hafta İmam Humeynî'nin Edebî ve İrfanî Yönlerinin İncelenmesi adıyla Webinar düzenlendi.

    Moderatörlüğünü Hasan Bedel hocamızın yaptığı ve Merhum İmam Humeynî'nin 32. vefat yıldönümü münasebeti ile ülkemizin tanınmış Ehl-i Beyt âlimlerinden Hacı Musa Aydın ve Farhangian Üniversitesi Fars Dili Edebiyatı Öğr. Üyesi Dr. Ebulfazl Muradî Resta’nın katıldığı Webinar’da İmam-i Râhil’e dair kıymetli bilgiler paylaşıldı.

    Öncelikle kısaca İmam’ın hayatından önemli kesitlere değinilen online seminerde; despot Şah Rejimi ve Amerika karşısında İmam’ın İslam İnkılabı’na kadar sürgün öncesi ve sonrası yaptığı mücadele anlatıldı.

     

    İrfanî kimliği ile de tanınan İmam Humeynî hakkında sözü ilk önce Dr. Muradî Resta aldı. Dr. Resta Merhum İmam hakkında şöyle dedi:

    “İmam Humeynî'ye dair belki de yüzlerce kitap, makale, belgesel ve film hazırlanmasına rağmen o kıymetli insanın henüz aydınlığa kavuşmamış birbirinden değerli ahlakî, irfanî yönleri var. Ama aslında milyonlarca insan, hem İnkılâbın olduğu 1979 senesinde hem de İmam’ın vefat ettiği 1989’da yılında onu çok iyi tanımış ve peşi sıra gitmişlerdi.”

    Dr. Muradî sözlerinin devamında dünyanın İmam Humeynî’yi siyasi ve devrimci bir kimlik olarak kabul ettiğini ama şiirlerinde ne Şah’tan ne de emperyalimden bahsettiğine değinerek şöyle dedi:

    “İmam kendi divanında medrese, cami ve yozlaşmış toplumlardan ne kadar yorulduğunu, âşık (kul) ve mâşukun (Allah) hikâyesinin ne denli lezzetli olduğunu defalarca anlatmıştır. İşte bu yüzden mey ve meyhaneden, can ile canandan bahsetmeyi yeğlemiştir.”

    Dr. Resta Merhum İmam Humeynî’nin henüz gençlik yıllarında yazmaya başladığı divanında, kendisinden yüzyıllar sene önce yaşamış Seyyid Murtaza Alemû'l-Hûda, Hace Nasûreddin-i Tûsî, Hafız Şirazî gibi nice önemli arifin eserlerinden izler taşımaktadır dedi. Dr. Ebulfazl Muradî Resta sözlerine şöyle devam etti:

    “Belagat açısından oldukça yüksek bir değere sahip olan İmam'ın divanı, o çalkantılı, sürgünler ve hapishanelerle dolu hayatından bir miras olarak bizlere kalmıştır. İrfanda zirve İbn-i Arabî ile fetholunmuştu. İşte Merhum İmam da bir nevi onun yolunu devam etmiş ve bayrağı bugüne teslim etmiştir. Âlem üzre ne varsa Hakk’ın yansımasıdır. Hiçbir şey birbirinden ayrı gayrı değildir. O, abid ile mabud ilişkisini bir üst boyuta taşımış ve âşık ile maşuk şeklinde gönülden kağıda dökmüştür.

     

    Webinarın bir diğer konuşmacısı ise değerli Ehlibeyt alimi Musa Aydın Hocamız idi. Kendisi Merhum İmam’ın irfani boyutlarına değinerek şunları söyledi:

    “İmam Humeyni’nin şahsiyetinin çeşitli boyutları vardır şüphesiz. Gerçi gerçekleştirdiği muhteşem ve eşsiz İslam devrimi nedeniyle dünya onu daha çok “Siyasi boyutu ve mücadelesi”yle tanımaktadır.” Ama onun nurlu hayatını yakından inceleyen kimse, İmam’ın “İrfani” boyutunun, onun şahsiyetinin hemen her alanını derinden etkilediğini ve gölgesi altına aldığını görecektir. Ama maalesef dünya çapında İmam’ın bu yönü çok fazla bilinmemektedir. Gerçi bu konu gerçekten oldukça geniş ve derin araştırmalar gerektiren ve kalın kitaplara konu olacak kapasitede bir mevzudur, ancak bu kısa sohbette bazı noktalara değinmekle yetineceğiz:

    1- İmam Humeyni gerçi “İrfan-ı Nazari”de kendisi büyük üstatlardan sayılmaktadır, ama sahip olduğu başka büyük mesuliyetlerden dolayı bir iki sınırlı çalışmanın dışında yazılı eser verme imkânı bulamamıştır.

    2- İmamın büyük hüneri nazari irfanı, ayni ve ameli irfana dönüştürmesi ve gerçek anlamda bir arif ve veliyy-i İlahi olmasıdır.

    3- İrfan-ı nazaride İmam’ın asli membaı gerçi Kur’an ve sünnetti, ama diğer büyük ariflerin düşünce ve nazariyelerinden de elbette istifade ediyordu, ancak eserlerinde de yer yer müşahede edildiği ve talebelerinin de naklettiği üzere hiçbir zaman mukallit değildi ve fikirlere tahkiki ve eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmayı da ihmal etmiyor ve birçok konuda kendine has düşünce ve nazariyelere sahipti.

    4- İmam’ın diğer birçok arifle en büyük farkı şudur ki diğer ariflerin genelde irfanı ferdi seyr u sülukla sınırlıdır. Hatta bazıları bir takım irfani makamlara ulaşmak için, inzivayı seçmiş ve bunu tavsiye etmişlerdir. Ama İmam için en az ferdi görevler kadar sosyal ve siyasal görevler de önem arz ediyor ve birini diğerinden ayrı görmüyordu. Ayetullah Cevadi Amuli’nin tabiriyle irfan ve hamaseti birleştirme hünerini sergileme, İmam gibi nadir şahsiyetlere nasip olmuştur.

    5- Birçok irfan ve tasavvuf erbabının, İslam fıkhına ilmi zahir deyip önemsememesinin aksine İmam’ın kendisinin bir fıkıh mütehassısı ve bir müctehid ve taklit mercii olması onun İslam’ın bir bütün olduğunu ve zahirle batının birbirini tamamladığını, biri olmadan diğerinin eksik kalacağının ameli ispatıdır.

    6- İmam’ın en büyük özelliği irfani hakikatleri özümsemesi, yakin derecesinde inanması ve o hakikatleri bütün vücuduyla ve kalbiyle kabullenmesidir. Yani kelimenin tam anlamıyla “Arif-i Billah” olmasıdır.

    Merhum Ayetullah Misbah Yezdi ne güzel özetlemiş onun yüce şahsiyetini, şöyle diyor:

    “İmam’ın başarısının sırrı, İmam’ın hareketinin ruhu, İmam’ın şahsiyetinin ana özelliği diğer bütün dünya rehberlerine kıyasla şu cümlede özetlenmiştir: O, Allah’ı, sadece Allah’ı isteyen, Allah’a âşık birisiydi. Her şeyi Allah için ister ve bu yolda hiçbir şey, ama hiçbir şey onu durdurmazdı!”

    İmam’ın edebi boyutu ve şiirleri hakkında da birkaç cümle ile yetiniyorum.

    1- İmam Humeyni şairliğinden önce bir şiir ve edebiyat tutkunu şahsiyettir. Bunu eserlerinde, Hafız, Sa’di, Mevlana gibi şairlerin şiirlerinden sık sık yararlanmasından anlamaktayız.

    2- İmam’ın nesir ve düz yazı şeklindeki eserleri bile şiirimsi, güçlü, gönül okşayan edebi ifadelerden oluşmaktadır.

    3- İmam şiir yeteneğine en güzel derecede sahip olmasına rağmen şairliği bir meslek değildi onun için. Yazdığı şiirleri onun ruhunun taşkın halleridir diyebiliriz. Bu yüzden de birçok şiirini gazete kupürlerine, müsvedde kâğıtlara veya bazı yakınlarının ısrarı üzerine onların hatıra defterine yazmıştır.

    4- İmam gibilerin şiir kalıbını kullanmalarının belki de asli sebeplerinden birisi idrak ettikleri hakikatleri açık bir şekilde açıklamaktan çekinmeleridir. Zira her kesin onları idrak edebilme kabiliyeti yoktur. Bu yüzden şiir diliyle ve bir takım sembolik ve şifreli ifadeler kullanarak onları anlatmaya çalışıyorlardı. Belki bazı ehil olan kimseler için faydalı ve teşvik edici olur diye…

    5- İmam’ın şiirlerinin kahir çoğunluğu irfani ve ilahi aşkla ilgili şiirlerdir.

    6- Bu şiirlerde İmam’ın yukarıda zikrettiğimiz irfani ve manevi özelliklerini ve kalbinde taşıdığı Aşk-ı İlahi’nin izlerini ve nişanelerini görmek mümkündür.

    7- İmam’ın şiirlerinin kahir çoğunluğu gazel şeklindedir.

    8- İmam meşhur şairlerin içinden iki şaire ve tarzlarına daha çok meyilli idi; birisi Hafız, diğeri Sa’di Şirazi… Nitekim yazdığı şiirlerde de onların şiirlerinden esinlendiği, iktibaslar yaptığı sık sık müşahede edilmektedir.”

     

     


Tüm Hakları Saklıdır © 2019    Web Tasarım   Acarnet