Dr.Cafer Yusufi’nin İmamları Tanıma,Guluv,Taksir ve Tefviz Konuları ile ilgili Makaleleri (7)

  • 25 Ekim 2017
    Dr.Cafer Yusufi’nin İmamları Tanıma,Guluv,Taksir ve Tefviz Konuları ile ilgili Makaleleri (7)

    Nihayetinde dik başlılık ederek azgınlıkları içinde bocalamaya devam eden, sonunda arzuları boşa çıkmış, istekleri hüsrana uğramış ve acı verici bir azapta kalmış bir topluluk dışında herkes böyle bir inançtan kaçınmıştır.”[1]

    Değerli okuyucu! Gördüğün gibi İmam Rıza (a.s) kelamında en ufak bir sapkınlık ve iphama yer vermeden vasat yol olan doğru yolu açıklıyor. İmam mucize ve kerametleri kabul ederken sonuna kadar kulluk ve ubudiyette ısrar ediyor; imamlardan birine ilahlık isnadında bulunan kimseyi ise açık bir ifadeyle ve çekinmeden lanetliyor ve kâfir olduğunu beyan ediyor. Bu hadiste evliyalar hakkında gulüv ve taksirin nefyine dair doğru yolu gösterecek aydınlatıcı açıklamanın mevcut olduğunu kavrayabilirsin.

    Şeyh Müfid Emali kitabında Hüseyin b. Hamza Alevi’den, Muhammed Himyeri’den, babasından, İbn-i İsa’dan, Muruk b. Ubeyd’den, Muhammed b. Zeyd Taberi’den şöyle rivayet etmiştir:

     

    روی المفید ره فی امالیه عن الحسین ابن الحمزة العلوی عن محمد الحمیری عن ابیه عن ابن عیسی عن مروک بن عبید عن محمد ابن زید الطبری قال :

    کنت قائما علی رأس علی ابن موسی الرضا بخراسان وعنده جماعة من بنی هاشم منهم اسحاق ابن العباس بن موسی فقال له :

    یا اسحاق بلغنی انّکم تقولون : انّ الناس عبید لنا ، لا وقرابتی من رسول الله [ ما قلته قطّ ولا سمعته من احد من آبائی ولا بلغنی من احد منهم قاله ، لکنّا نقول : الناس عبید لنا فی الطاعة ، موال لنا فی الدین ، فلیبلغ الشاهد الغائب.

     

    “Ben Horasan’da Ali b. Musa Er-Rıza’nın (a.s) yanı başında ayakta durmuştum. Onun huzurunda aralarında İshak b. Abbas b. Musa’nın da bulunduğu Haşim oğullarından bir grup vardı. İmam ona hitaben şöyle buyurdu:

    Ey İshak! Bana ulaşan bilgiye göre sizler “insanların bizim kullarımız olduğunu” söylüyormuşsunuz. Hayır, Resulullah’a olan yakınlığıma andolsun ki ben asla böyle bir söz söylemedim; babalarımın hiçbirinden bunu duymadım, onlardan birinin böyle bir şey söylemiş olduğu haberi de bana ulaşmadı. Ancak biz şunu diyoruz: İnsanlar itaatte bizim kullarımız ve dinde dostlarımızdır. Burada hazır olanlar (bu sözü) bulunmayanlara ulaştırsın.”[2]

    Ebu Amr Keşşi, kendi ricalinde kendi isnadıyla İmran’dan şöyle rivayet etmiştir:

     

    روی ابوعمر الکشی فی رجاله وباسناده عن عمران قال سمعت اباعبد الله  یقول :لعن الله ابالخطاب ولعن الله من قتل معه ولعن الله من بقی منهم ولعن الله من دخل فی قلبه رحمة لهم.

     

                                                                                                                                                                                                                                                           İmran diyor ki: İmam Sadık’ın (a.s) şöyle dediğini duydum:

    “Allah Ebul-Hattab’a lanet etsin. Allah onunla birlikte öldürülenlere lanet etsin. Allah onlardan geriye kalana lanet etsin. Allah kalbinde onlara merhamet besleyen kimseye lanet etsin.”[3]

    Keşşi yine kendi isnadıyla Hennan b. Sudeyr’den şöyle nakletmiştir:

     

    وروی ایضا باسناده عن حنّان ابن سدیر عن ابی عبد الله  قال کنت جالسا عنده   ومیسّر عنده ونحن فی سنة ثمان وثلاثین وماة ، فقال له میسّر بیّاع الزطّی : جعلت فداک عجبت لقوم کانوا یأتون معنا الی هذا الموضع فانقطعت آثارهم وفنیت آجالهم .

    قال : ومن هم ؟ قلت : ابوالخطاب واصحابه ، وکان متّکئا فجلس فرفع اصبعه الی السماء ثم قال : علی ابی الخطاب لعنة الله والملائکة والناس اجمعین ، فاشهد بالله انّه کافر فاسق مشرک ، وانّه یحشر مع فرعون فی اشدّ العذاب غدوّا وعشیّا ، ثم قال : اما والله انّی لانفس علی اجساد اصلیت معه النار.

    والانفس فی کلامه علیه السلام معناه انّی بخلت وضننت علی تلک الاجساد التی القیت فی النار ان احضرها واجالسها ، لعلّ المعنی انّی لا احب المجالسة مع قوم هذا حالهم وعاقبتهم والله العالم .

     

    “Yüz otuz sekizinci yıldı. Ben İmam Sadık’ın (a.s) yanında oturmuştum. Muyesser de o Hazretin yanındaydı. Muyesser Beyya Ez-Zatti şöyle dedi: Canım sana feda olsun! Bir grup insan beni çok şaşırtıyor; onlar bizimle birlikte buraya geliyorlardı. Ama şimdi izleri kaybolup gitmiş ve hiçbir etkileri kalmamış.

    İmam: Onlar kim? diye sorunca dedim: Ebu’l-Hattab ve arkadaşları. Arkaya doğru yaslanmış olan İmam bu sözü duyunca hemen irkilip oturdu ve parmağını göğe doğru kaldırarak şöyle dedi: Allah’ın laneti Ebu’l-Hattab’ın üzerine olsun, tüm melekler ve insanların laneti ona olsun. Allah’a şahitlik ettiğim gibi onun kâfir, fâsık ve müşrik olduğuna şahitlik ederim; o sabah akşam azabın en şiddetlisinde Firavun’la birliktedir. İmam daha sonra şöyle buyurdu: Allah’a yemin olsun ki onunla birlikte ateşe girecek cesetlere karşı kendimi (vaktimi) değerli görürüm. (Yani akıbeti cehennem ateşi olacak bu toplulukla oturup kalkmam, onlarla zaman geçirmem).”[4]

    Yine kendi isnadıyla Hammad b. Osman’dan, Zürare’den şöyle nakletmiştir:

     

    وروی هو باسناده عن حمّاد ابن عثمان عن زرارة قال : قال ابوعبد الله  :

    اخبرنی عن حمزة (وهو حمزة ابن العمارة البربری احد الغلاة ) أیزعم انّ ابی آتیه ؟ قلت : نعم قال : کذب والله ما یأتیه الا المتکوّن ، انّ ابلیس سلّط شیطانا یقال له : المتکوّن ، یأتی الناس فی ایّ صورة شاء ، ان شاء فی صورة کبیرة وان شاء فی صورة صغیرة ، ولا والله مایستطیع ان یجیء فی صورة ابی  .

     

    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: “Bana Hamza’dan haber ver! (Gulat’tan biri olan Hamza b. Ümare Berberi) Zannınca babam ona gelmiş, öyle mi? Dedim: Evet. İmam buyurdu: Allah’a yemin olsun ki yalan söylemiştir; ona gelen, Mütekevvin’den başkası değil. İblis ona Mütekevvin isminde bir şeytanı musallat kılmış; o insanlara istediği surette gelir – isterse büyük surette isterse küçük surette gelebilir. – Allah’a yemin olsun ki babamın (a.s) suretinde asla gelemez.”[5]

    Bir başka rivayette kendi isnadıyla İmam Sadık’tan (a.s) şöyle nakletmiştir:

     

    وروی باسناده عن الصادق  انّه قال :

    ترائی والله ابلیس لابی الخطاب علی سور المدینة او المسجد فکانّی انظر الیه وهویقول : ایها تظفر الان ایها تظفر الان.

     

    “Allah’a yemin olsun ki İblis şehrin ya da mescidin duvarı üzerinde Ebu’l-Hattab’a göründü. Sanki onu görür gibiyim ve o şöyle diyor: Şimdi muzaffer olacaksın, şimdi muzaffer olacaksın.”[6]

    Yani Ebu’l-Hattab’ın son anlarına kadar şeytan onu teşvik ve tahrikte bulunmuş, böylece tövbe etmesini engellemiştir. O da kâfir olarak öldürülmüştür. Allah ona ve takipçilerine lanet etsin.

    [1] – Altıncı asrın âlimlerinden Ebu Mansur Ahmet b. Ali b. Ebutalib Tabersi, El-İhticac, s.242; İmam Hasan b. Ali El-Askeri (a.s), kendisine isnat edilen tefsir, s.18-21; Meclisi, Bihar, c.25, s.273-278, ibaretlerde azıcık farkla bu rivayeti getirmiştir.

    [2] – Şeyh Müfid Muhammed b. Numan, El-Emali, s.148; İbn-i Şeyh El-emali, s.14; Biharul Envar, c.25, s.279.

    [3] – Ebu Amr Muhammed b. Ömer b. Abdulaziz El-Keşşi, Rical’ul-Keşşi, s.191-192.

    [4] – Aynı kaynak, s.191.

    [5] – Aynı kaynak, s.193-194.

    [6] – Aynı kaynak, s.195.


Tüm Hakları Saklıdır © 2019    Web Tasarım   Acarnet